Ana Sayfa Mihman Yazarlar 13 Nisan 2018 1 Görüntüleme

Türk devletinin Kürtlere karşı savaşı

Türk devleti, 6 yıl önce ortaya çıkmasında rolü olan Suriye savaşını, ellerini ovuşturarak karşıladı. Bu gelişmeden yeni Osmanlıcı/yayılmacı emellerine uygun bir sonuç elde etmeye çalıştı.


Erdoğan, Suriye ile normalden öte iyi giden ilişkilerini birdenbire bozduğunda herkesin ağzı açık kaldı. “Neden böyle oldu” diye şaşkınlıkla etrafına baktı, herkes.

Halbuki bu arada Erdogan, bu gelişmeden ganimet elde etmenin hesabını yapıyordu. Erdoğan, zaferinden o kadar emindi ki beraber yola çıktığı ve Yeni Osmanlıcılık teorisinin patentini elinde tuttuğu için kendisine rakip olacağından korktuğu Davutoğlu’nu, sözde zaferine ortak etmemek için, tasfiye bakmakla meşguldü. Davutoğlu’nun icabına bakan Erdoğan, hızla Suriye’de elde edeceği siyasal rantın peşine düştü.

Ancak bu arada Ortadoğu da Erdoğan’dan başta at oynatanlar da vardı ve Kürtler etkili bir güç olarak bu at oynatanlara rağmen özgürlüklerini kazanma yolunda ilerliyorlardı. Erdoğan, Osmanlı imparatorluğunu kurulabilmek için Kürtlerin özgürlük mücadelesini bastırılmaya karar verdi. Bunun üzerine Kürtlere yönelik kapsamlı bir savaşın hazırlıkları yapılmaya başlandı.

İlk olarak DAİŞ ve benzeri çetelerle Türk devletinin ilgili birimleri aracılığıyla güçlü bir iş birliği geliştirildi. DAİŞ ve benzeri çetelere her türlü ekonomik, silah ve personel desteği verilerek, bir anlamda bu çeteler Türk devletinin işgalci gücüne dönüştürüldüler. Erdoğan’ın DAİŞ’le iş birliğine girmesi, hem başka çaresi kalmadığından hem de DAİŞ’in Erdoğan’ın fıtratına çok uygun olmasındandır.

Erdoğan, ikinci adım olarak, ilgili devletlerle Kürt karşıtı bir ittifak kurmak için yoğun bir çaba içine girdi. Birçok devletle yapılan görüşmelerden ve verilen birçok tavizden sonra, İran ve Rusya ile kısmı bir ittifak kurabildi. Bu devletler, Erdoğan’ın verdiği tavizler kadar Erdoğan’a destek verdiler. Sonunda Erdoğan, verdiği tavizler karşılığında elde ettiği imkanlarla ve DAİŞ’i kullanarak, Kürtlerle kapsamlı bir savaşa girmiş oldu.

Ancak Erdoğan’ın güvendiği müttefiki DAİŞ, Kürtlerin karşısında dayanamadı ve yenildi. Bu durumda Erdoğan’ın Osmanlıcı hayallerinin gerçekleşme ihtimalli zayıfladı. İş bununla kalmadı Kürtlerin özgürleşmesinin önü açıldı.

Kürtlerin Suriye’de özgürleşmesi, Kuzey Kürdistan’ında siyasal statü edinmesini sağlayabilirdi. Böyle bir gelişme ise Erdoğan’ın ve despotik/yayılmacı Türk devletinin varlığı için, yıkım demek olacaktı.

Bunun üzerine Erdoğan, DAİŞle yapmak istediğini Türk devletinin DAİŞ’leşmesini sağlayarak gerçekleştirmeye yöneldi ve Efrîn’i işgal etti. Uluslararası normal burjuva hukuku açısında, hiçbir devlet, kendi sınırları dışında yaşanan bir gelişmeyi, ilgili bölgeyi işgal etmenin gerekçesi yapamaz. Ancak Erdoğan, Kürt özgürlüğünü bastırmak ve yayılmacı politikalarının sonucu olarak ve DAİŞ’leşmenin kontrolsüzlüğüyle Efrîn’in işgaline yönelmiştir. Böylece Erdoğan ve Türk devleti, Kürtlere karşı başlattığı savaşı, kendi sınırlarının dışına taşıyarak büyütmüş oldu.

Türk devletinin ve Erdoğan’ın başlattığı bu savaş kısa süreli, lokal ve küçük bir savaş olarak değerlendirilemez. Kürtlere karşı sürdürülen bu savaş, doğası gereği, taraflarca büyütülecek ve yaygınlaşacaktır. Türk devleti ve Erdoğan Kürtlere her yerde ve her alanda saldıracak, Kürtlerde bu gelişmeye bağlı olarak her alanda ve her yerde kendilerini korumaya, savunmaya ve özgürlük için mücadele etmeye devam edeceklerdir.

Öte yanda Türk devleti Efrîn’i Suriye’ye bırakmayacaktır. Türk devleti, Efrîn’i başkasına bırakmak için işgal etmediği gibi, bu devletin politik yapılanması işgal ettiği yerleri ilhak etmeye uygundur.

Türk devletinin Efrîn’i Suriye’ye bırakması, kendi işgalci mantığına da uygun değildir. Çünkü teorik olarak Efrîn, Suriye’ye bırakıldığında, Kürtlerin Suriye ile anlaşarak özerk bir statü edinmeleri veya Esad rejimine rağmen, mücadele ederek özerk bir statü kazanma ihtimalleri, Türk devletinin kâbusu olacaktır. Her iki durumdan da Kürt sorunu çözülmeyeceği için Türk devletinin işgalciliği devam edecektir.

Dahası Türk devletinin tam olarak niyeti, Kobanê’yi ortadan kaldırmaktır. Efrîn’i işgal edip yutmak istemesinin nedeni budur. Bundan dolayı da Erdoğan Efrîn’den çıkmayacaktır.

Bu durumda Erdoğan, nasıl ki, savaşı büyüterek, yaygınlaştırarak süreci lehine çevirmek istiyorsa, aynı durum Kürtler içinde  söz konusu olacaktır. Görülen o ki Türk devletinin ve Erdoğan’ın başlattığı bu savaşta, Kürtler, daha çok  inisiyatif alarak, savaşın kurallarını ve koşullarını belirlemede rol oynayarak, hem savaşı büyütecekler, hem de savaşı kontrol etmede  daha etkili bir konum geliştireceklerdir.

Türk devleti için savaşı büyütmek nasıl Efrîn’e saldırmaksa Kürtler içinde farklı imkân ve seçenekler yaratarak bu saldırılara cevap vermek mümkündür. Hiç kimsenin kuşkusu olmasın, Türk devleti ve Erdoğan “dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan” olacak, Osmanlıcı/İslamcı yayılmacı siyaset kaybedecek, özgürlük için direnenler kazanacaktır.


 

Etiketler:

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

GAZETE PEYİK
Tema Tasarım | Osgaka.com