Ana Sayfa Peyik Yazarlar 23.03.2018 90 Görüntüleme

İnsan Doğa ve Alevilik (1)

Alevi öğretisi doğa ve insan dostudur. Alevilikte her şeyin bir canı ve ruhunun olduğu inancı yüz yıllardan bu günlere gelen bir felsefedir.

Dağın, taşın, ağacın, ırmağın, böceğin yani doğadaki tüm canlı ve cansız varlıkların da bir canı vardır. Bu evrende yaşam hakkı olan hiç bir canı incitmemek gerekir.

Mesleğim gereği her gün canlı ve cansız olan toprak ve bitkilerle uğraşmaktayım,bitkilerin yetiştirmesi,bakımı,sulaması,

budanması,aşısı vs.

Öncelikle mevsimlik bir çiçek üzerinden bakarsak mevsimlik bir çiçeği yetiştirmek için kademeli olarak  yapılması gerekenler,öncelikle tohumun ekileceği saksıyı yada yeri belirlemek gerekli,sonra tohumu ekeceğiniz toprağın bitki yetiştirmek için uygun olup olmadığını kontrol etmek,toprak uygunsa tohum ekilecek şekilde düzenlenmesini yapıp tohumları özenle aralıklı bir şekilde toprağa yerleştirip üzerini tekrardan ince bir toprak tabakasıyla kapatıp,toprağı düzeltip sonrada can suyu dediğimiz sade suyu bitki sulama kabına koyup yağmurlama şeklinde suyun toprağa verilmesi gerekli,ilk olarak can suyu adını verdiğimiz bu suyun amacı toprağa ekilen tohumların toprakla buluşması toprağı sıkıştırıp hava almamasını sağlamak.

Yani insan geniyle karşılaştırdığımızda”insanın babanın belinden,ananın rahmine düşüşüyle ana rahmindeki yumurtaların döllenmesine eşdeğer.”

Bu işlemden sonra toplumların ekildiği yerin sıcak ve fazla güneş görmemesi gerekli bunun nedenide toprağın devamlı nemli kalıp toplumların erken ve sağlıklı kök salması tohumların köklenip çimlenmesi üç ile dört hafta arası bir süreye tabi olur.

Bu süre arası ekilen toplumlar devamlı kontrol edilip yağmurlama şeklinde özenle sulanması gerekli.

Eğer suyu birden dökülürse ekilen tohumlar zarar görüp toprağın yüzeyine çıkar.Toprak ne kadar nemli olursa tohumlar o kadar erken köklenir.

Üç,dört hafta gibi bir süre sonra tohumlar çimlenip yavaş,yavaş fideye dönüşür,boyları iki ,üç santim civarı olduğunda fideler ekilen topraktan kökleri zarar görmeyecek bir şekilde teker,teker sökülüp bir su bardağı büyüklüğünde plastik saksılara konulup içleri gübreli bitki toprağıyla kapatılıp tekrardan sulanıp seranın güneş gören kısmına koyulur.

Gübreli toprağın amacı bitkilerin hem daha erken,hemde daha sağlıklı büyümesi için gerekli bir besin maddesidir.

“İnsan genetiği üzerinde baktığımızda gebe kalan bir kadının gebelik süresi boyunca,vücuda alacağı bir çok besinle bedenindeki çocuğun gelişip bu cihana sağlıklı gelmesi gibi.

Bu ekilen bitkiler saksılarda’da yaklaşık üç,dört hafta gibi bir süre kaldıktan sonra,büyüyüp çiçek açacağı zaman bahçenin belirlenen bir tarafına ekilir.

Bu üç,dört hafta zaman diliminde yine genel sulaması ve diğer bakımı yapılır.Toprağa ekilen bitkiler daha erken ve daha sağlıklı gelişir.

Saksılarda çok uzun süre kalan bitkiler kök sıkışmasından dolayı çok uzun yaşamaz.

Bundan dolayı gerek çiçekli,gerekse odunsu tüm bitkileri belirli bir süreden sonra toprağa ekmek gerekli.

“İnsanda aynen bir bitki gibi kademeli büyür.İnsan ana rahminden bu Cihan’a geldiğinde bir bebek olarak gelir.Bir hafta sonra gözleri açılır,görmeye başlar,sekiz,dokuz aylık olunca emeklemeye başlar,dokuz,on aylık olunca süt dışı diğer gıdalarıda tüketmeye başlar on beş aylık olunca dişleri çıkmaya başlar,on sekiz  aylık oluncada konuşmaya başlayıp kendisini ifade etmeye çalışır.

Derken bebeklik,çocukluk,ergenlik,

gençlik olarak sıraladığımız evreleri sırayla geçer,nasılki bir tohum bir ağaç oluyorsa,zamanla insan büyüdükçe giydiği elbiseler ve diğer giysileride değişir ve beli bir yaşa geldiğinde artık fiziksel olarak gelişmez,yaş olarak ilerler bunun için sağlıklı bir birey olabilmesi için kendisinin gerek kilosuna,gerekse diğer bakımına özen gösterip daha uzun yaşamayı ister.

Tıpkı yetişen bitkilerin saksılardan çıkartıp toprağa ekilmesi gibi,toprağa ekilen bitkileri belirli bir aralıklıkta dikilmesine özen gösterilmesi gerekli,buradaki amaçta bitkinin daha verimli ve sağlıklı büyümesi toprağa ekilen bitkileride yine her gün düzenli olarak sulayıp bakımlarının yapılması gerekli daha uzun ömürlü olsun diye.

Ortalama mevsimlik bir çiçeğin ömrü üç ile dört ay arası değişmekte,ömrü çok uzun olmasada bu bitkiyi yetiştirmek için olağan üstü bir çalışma gerekli sadece çalışmada değil sabır,sevgi ilgi de isteyen  bir iştir.

Bizlerinde nihayi hedefi topluma ailesine,inancına sahip  bireyler yetiştirmek için bir bitki yetiştirmek kadar emek sarp edip bıkmadan usanmadan insanlık için insan yetiştirmemiz gerekli,bilgili birikimli bir birey her daim toplumunu bir ışık gibi aydınlatandır.

Bir çok Alevi ozanının’da doğayla ilgili bir çok söylemleri mevcut

Halk aşığı olan Büryanı Baba’da evrene olan inancını şu sözlerle dile getirmektedir.

Canlı cansız cümlemiz bir nesneden,var oluyor bu bir hikmet sultanım’Büryanı baba burada canlı,cansız derken sadece insan değil Evren’de var olan tüm yaratılmışların bir olduğunu ve aynı nesneden var olduklarını dile getiriyor.

Bizlerde canlı,cansız tüm varlıkları aynı görüp hiç birini birinden ayırmadan bir görüp ona göre davranmalıyız.

Büyük ozan Yunus Emre bir şiirinde doğaya ve toprağa olan kutsallık şu sözlerle dile getirmektedir.

Ben mevlamı yerde buldum ne isterem gök yüzünde,bana yüzüm yerde gerek, bana rahmet yerden yağar

Aşık Veysel’de toprağa olan aşkını şu dizelerle dile getirmekte.

Ademden bu yana neslim getirdi

Bana türlü türlü meyve bitirdi

Hergün beni tepesinde götürdü

Benim sadık yarim kara topraktır

Ozanlarımızın tüm bu söylemlerine baktığımızda Alevilerin doğaya büyük bir saygı ve sevgiyle bağlı olduklarını görüyoruz.

Aşkı muhabbetle kalın

-Dip-Not-

Alevilik ve doğa konusu uzun bir konu olduğu için bunu bir defa yazıp okuyucuyu sıkmak yerine bölüm,bölüm yazmak daha iyi olur diye düşündüm.


Emrah Kılıçgedik Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…


 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

İlginizi çekebilir

Peyik’in Hakikat Arayışı

Peyik’in Hakikat Arayışı

GAZETE PEYİK
Tema Tasarım | Osgaka.com