Ana Sayfa Peyik Yazarlar 25.03.2018 20 Görüntüleme

Ekmek Torbası ‘Tebliğ’ 75 Yaşında

O insanlar bitmedi mantar gibi yerden.
Anaları doğurmuştu onları bir zamanlar,
tıpkı dalda bir çiçek açar gibi.

İyi insan dediklerimiz, insanın yoksulluğunu, acılarını görmezden gelemeyip, yürekleri dalga dalga davrananlardır. Bu ‘hal’ başlarına türlü acılar açmış olsa da, asla gocunmayanlar, aksine ‘davranmayı’ insanlık testi sayanlardır.

Bundan 33 yıl öncesinin 1 Mart’ında muhabbetimizi başka boyutlara taşıyan ‘gocunmayanlardan’ A. Kadir’in savaş düşmanlığını ve insan yaşamının kutsallığını açıkça ilan etmek için ‘davrandığı’ Tebliğ adlı kitabı 75 yaşına bastı bu yıl. Dünya eşiğinde debelenip duruyorken yeni bir savaşın.

Savaşın acımasızlığını, insan sevgisini, özgürlüğü ve ekmek kavgasını yalın ve bir o kadar rahatsız edici gerçekçiliğiyle dillendiren Tebliğ ilericilerden aldığı övgüler kadar karşıtlarınca da ağır eleştirilere uğrar ve çıktıktan on beş gün sonra toplatılır. Kitabın toplatılma sonrasını şöyle anlatır A. Kadir: “Bizim zavallı Tebliğ’i elinde mendil gibi sallıyordu: “Bu kitap ne?” “Şiir kitabı” dedim. Önündeki kahve fincanını gösterdi, hiç unutmam, ben de ayakta duracak hal yok, iki gün iki gece uyumamışım, hep ayakta bırakmışlar, hiç oturmamışım, boğazıma bir damla su girmemiş, bir tek sigara bile içmemişim. Hepsi yasak. Şu fincana dair şiir yazsana… Nedir o açlık sefalet, açlık sefalet”

Sonrası mı; sonrası mahkeme, sürgün, işsizlik, açlık ve ömür boyu sürecek olan baskı.

Asım Bezirci, Papirüs’ün 22 Mart 1968 tarihli 22.sayısındaki yazısında şunları aktarır bizlere Tebliğ ile ilgili; “Tebliğ’deki şiirler üç bölüme ayrılmıştır: Tebliğ, Bizim Sokaktan, Bölükte… Birinci bölümde savaşa karşı olan şiirler yer alır. Bunlarda Birinci Dünya Savaşı’nın getirdiği felaketler açık, yalın, gerçekçi bir anlatımla dile getirilir. Ölüme karşı yaşamın güzelliği, cephedeki askerlerin çektikleri, yoldaki esirlerin durumu, yurdundan edilen kişilerin dramı insancı bir görüşle ortaya konur.”

Lanet okusunlar sana bırak,
İyi bir asker olamadın diye.
Ölmesini bildin ya sen arkadaş kurşunuyla,
İki çürük patatesi
Ekmek torbanda unutarak!

Kendini dünyanın tek yerlisi olarak görenlerin ‘diğerleri’yle oynadığı bu oyuna sessiz kalmak için bir neden arıyor kimileri; kimileri imal edilmiş nedenlere sarp sarmalıyorlar iyiden iyiye çıplak kalmış ruhlarını. Kimileri de ekmeğim, koltuğum zeval görmesin ama karizmayı da çizdirmeyelim bir yandan misali şirazesi bozuk terazilerinde ölçüp biçip akıllarınca “evet savaş kötü ama” diye başlayan cümlelerle sözde karşı duruyorlar savaşa.

Kimi şeyler hiç değişmiyor gerçekten. Ömer Faruk Toprak, Memed Kemal’e 4 Haziran 1979 tarihli mektubunda o eskimeyen kimi şeylerden şöyle söz ediyor: “ İkinci Dünya Savaşı’nda iki türlü ozan vardı. 1- 1940-1945 arasında Türkiye’de ileri dünya görüşünü savunan, şiirlerine bunu koyan ozanlara büyük baskılar yapılıyordu. Direnenleri, sürgün, hapis, açlık, işsizlik, ölüm bekliyordu. 2- Bir de ‘aman suya sabuna dokunmayayım, böylece bana da dokunmazlar’ diyenler vardı, ‘bir yudum suyun, bir dilim ekmeğin verdiği küçük mutluluklar bana yeter’ deyip yaşamını sürdürenler.”

Ömrümde görmedim böyle bir gün.
Yarım dilim ekmek önümde,
düşünüyorum alevden ülkeleri.
Boğazında kalsın yedikleri
ve zehir zıkkım olsun,
bu anda düşünmeyen varsa eğer!

Seyyit Nezir’in “Yalnız bizim insanımızı değil, Asya’da, Afrika’da; bastığı yerden boyunca kan fışkırtan Nazi çizmeleri altındaki Avrupa’da insanı bastı bağrına şiirler boyu, dev bir kayanın altından fışkıran gelincik misali” diye tanımladığı A. Kadir acının kendi payına düşmesini beklemeden, her acıyı kendine pay ederek, her acıda kendinin payı olduğunu düşünerek ömrünce hiç görmediği insanlar için esirgemedi ömrünü. Adının başına konulmuş insan sıfatının ağırlığını hisseden herkes gibi. Ve ne olursa olsun, ne olursa olsun ‘dur bakalım daha yeni başlıyoruz’ demesini de bilerek.

Bulutsuz ve taze yüreği”ne kurban.

Bir umuttur ki;
sokaklarında sırtüstü yatan
henüz buluğa ermemiş yaralı çocukların
mavi gözlerinde okunur,
ve sonuncu kalede,
mazgallardan bakanların yumruklarında.

Kaynak: https://www.yenicikanlar.com.tr


 

ATTİLÂ TAŞ – Yazarın diğer yazıları için tıklayınız…  


 

Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

GAZETE PEYİK
Tema Tasarım | Osgaka.com