Ana Sayfa Aleviler 12 Nisan 2018 7 Görüntüleme

AABF Genel Başkanı Mat: Kontrol edilebilir bir Alevi hareketi yaratmaya çalışıyorlar-VİDEO

– 14. Seçimli Genel Kurul’u yapılacak AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat, “Dün bir çok konuda anlaşmazlıkların olduğu genel kurullar yaşanmış olsa da, bugün farklı düşüncelere rağmen daha iyi bir sürece girdiğimizi söyleyebilirim. Bünyemizde her türlü görüş var. Ama Avrupa’da çoğulcu yapılanmayı başardık” diye belirtti.

Almanya Aleviler Birliği Federasyonu (AABF) 21-22 Nisan tarihleri arasında 14. Seçimli Genel Kurul’a gidiyor. Almanya’da 130’un üzerinde AKM’leri bulunan çatı örgüt AABF Genel Kurul’a iki liste ile gidecek.

Bu vesile ile Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu (AABK), aynı zamanda Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’nun (AABF) Genel Başkanı Hüseyin Mat ile AABF’nin Köln’deki Genel Merkezi’nde gri dedeleri, Aleviliği asimilasyon faaliyetlerini, AABF’nin yanı başında inşa edilecek Süleymancılar tarikatı bünyesindeki camiyi ve AABF’nin 14. Seçimli Genel Kurul hazırlıklarını konuştuk.

Avrupa’daki Alevi hareketinin kazanımlarının Türkiye’deki Alevi hareketi açısından önemli olduğunu belirten Mat, bu durumun mevcut iktidarı rahatsız ettiğini düşünüyor. “Resmi ideoloji bir takım operasyonlar düzenliyorlar. Artık katlederek olmuyor, öğretiyi nasıl asimile ederiz, inanca nasıl müdahale ederiz, nasıl bir kargaşalık yarabiliriz onun peşindeler. Düne kadar bedenlerimize saldıranlar, bugün inancımıza, erkanlarımıza saldırıyorlar. Bu gri dedeler bu operasyonun parçası. Buraya gelerek sözüm ona bir karmaşa yaratacaklar, zayıflatacaklar, bölecek ve parçalayacaklar, kontrol edilebilir bir Avrupa Alevi hareketini yaratmaya çalışıyorlar” diyor.

En son Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından, Tunceli İl Müftülüğü’ne iki ayrı yazı ileterek, “Nevruz ve Hıdırellez Görevlendirmeleri” adı altında toplam 13 dedenin Avrupa’ya gönderilmesi basına yansıdı ve geniş bir kesimden tepki uyandırdı. Gri pasaport verilerek görevlendirilmesinden dolayı gri dedeler olarak adlandırılan bu dedeler elbette ilk defa gelmiyor. Daha önceleri de bu dedelerin Avrupa’ya geldiği biliniyor. Bu dedelere yönelik tutumunuz nedir?

Devlet resmi ideolojisi şunu çok açık gördü. Vurmakla, kırmakla, öldürmekle katliam politikalarıyla bu inancın ortadan kalkması mümkün değil. Selçuklu’dan gelen katliam politikalarının sonuç getirmediği ortada. Aleviliği ne sonlandırabiliyorlar, ne de kontrol altına alabiliyorlar, ne de hükmediyorlar. Bu konuda devlet resmi ideolojisi bunu görüyor.

Alevilik ile ilgili bir sorunları var. Aleviler yüzyıllardır kendi adlarına mücadele veren bir toplum değil. Aleviler tarihin her döneminde mevcut olan iktidarlara karşı sürekli ezilenlerden yana tavır koyan bir irade ortaya koydular. Bu irade iktidarları rahatsız ediyor.

Bugün de AKP’yi rahatsız ediyor. Elbette katliam politikaları AKP ile başlamış bir süreç değil.

“ALEVİLER İKTİDARIN DEVAMLILIĞI AÇISINDAN DA BİR TEHDİT”

Cumhuriyetin kurulmasında Aleviler önemli misyon üstlendi. Laik, demokratik, sosyal, hukuk anlayışının hakim olacağı, herkesin özgürce dilini konuşacağı bir sistem arzusu, Osmanlı’dan çok çeken bir toplum varlığını göz önünde bulundurduğumuzda, ciddi bir sahiplenme getirdi. Buna karşı resmi devlet ideolojisi, “Türkiye sınırlarının içerisinde yaşayan herkes Türktür, Müslümandır” görüşünü benimsedi. Kendisi gibi konuşmayan ve inanmayanlara karşı bir savaş başlattı.

Evren Alevilere yönelik, “Aleviler  Türkiye Cumhuriyeti devleti için bir tehdit unsurudur” açıklamasını yapmak durumunda kalmıştır.

Aleviler bugün AKP iktidarının devamlılığı açısından da baktığınızda bir tehdit unsuru.

90’lı yıllarda kendi adıyla örgütlenmeye başlayan Aleviler, diaspora Alevileri, bağımsız Alevi hareketini kurdular. Bu bağımsız Alevi  hareketi devletin hesaba katamayacağı ölçüde güçlendi. Türkiye’de Alevilere yönelik kamuoyunun Avrupa’ya taşınmasında önemli faaliyetleri oldu. Türkiye’de antidemokratik uygulamaların yurtdışında teşhir edilmesi konusunda Aleviler önemli öncülük yaptılar.

“KONTROL EDİLEBİLİR BİR ALEVİ HAREKETİ YARATMAYA ÇALIŞIYORLAR”

Avrupa’daki Alevi hareketinin kazanımları Türkiye’deki Alevi hareketi açısından da önemli. Böyle olunca doğal olarak mevcut iktidarı rahatsız ediyor. Resmi ideoloji bir takım operasyonlar düzenliyorlar. Artık katlederek olmuyor, öğretiyi nasıl asimile ederiz, inanca nasıl müdahale ederiz, nasıl bir kargaşalık yaratabiliriz onun peşindeler. Düne kadar bedenlerimize saldıranlar, bugün inancımıza, erkanlarımıza saldırıyorlar. Bu gri dedeler bu operasyonun parçası. Türkiye’de devletin yetiştirdiği, imkan ve olanaklar sağlanarak gönderilen dedeler. Buraya gelerek sözüm ona bir karmaşa yaratacaklar, zayıflatacaklar bölecek ve parçalayacaklar, kontrol edilebilir bir Avrupa Alevi hareketini yaratmaya çalışıyorlar.

Gri dedeler sizin bünyenizdeki cemevlerine geldiler mi?

15-20 yıldır çok sayıda gri dede geldi. Hiçbiri bizim cemevlerine girememiştir. Buraya akrabalarına geliyorlar, yiyorlar, içiyorlar gidiyorlar. Buna benzer operasyonlar katmerleşerek devam edecektir.

Bir örnek vereyim: Cem Vakfı adında bir kurum kuruldu. Kurulmasında yetki ve destek veren Demirel’di. Amacı Alevileri kontrol altına almaktı. Buraya da özellikle Büyükelçi Hüseyin Avni Karslıgil’in atanması ile birlikte Muharrem iftarları verilmeye başlandı. İftar demek bile başlı başına bir asimilasyon mesajı. Terimler son derece önemlidir. Asimilasyonda en önemli etken kullanılan terimlerdir. Bu vesile ile cemevleri başkanlarını davet ettiler. Üstelik AABF üzerinden değil, direk cemevi üzerinden yaptılar. 2-3 yıl yapılan bu etkinliklere Türkiye’den de gelen vardı. İzzettin Doğan da geldi. Sonuçta işe yaramadığını görünce vazgeçtiler.

“GRİ DEDELER CEMEVLERİMİZE GİREMİYOR”

Peki hangi dönemlerde geliyor bu gri dedeler?

Basından aldığımız bilgileri söyleyebilirim. Bize gelen bilgilere baktığımızda basına yansımayan dedelerin de geldiğini duyuyoruz. Bunlar daha çok muharrem ayı, Hızır ayı, Abdal Musa cemlerinin olacağı aylara yakın gönderiliyor. Daha çok evlerde sohbetler yapıyorlar cemler yürütülüyorlar. Ama bunlar asla cemevlerine giremiyorlar. O sohbetlerde Avrupa Alevi örgütlerine karşı kışkırtma içerisindeler.

Her toplumda, her mücadelede işbirlikçi, kendi kişisel ikbal ve gelecekleri için teslim olmuş bireyler vardır. O bireyler üzerinden yapıyorlar. Biz de bu mücadeleye devam edeceğiz.

Geçenlerde bir etkinlik afişi gördüm. Alevi İslam Toplumu adında bir buluşma gerçekleşecek. Bilginiz var mı?

Bu tür olaylar yeni değil. Bu tür olaylar son 15 yıldır devam ediyor. Bugün Alevi hareketi içerisinde bir ayrıştırma yapmak istiyorsanız, bu toplumun dışında bir örgüt yaratırsınız. Oysa bunlar bu toplumun üyeleri idi. Şimdi de söyleyebilirler. Bunu yaparken de öze dönüş projesi adında yapıyorlar. Bugüne kadar kendileri özün dışına mı çıktılar, öze dönüş gibi bir proje ile çıkıyorlar. Alevilerin bölünmesi kime hizmet edecektir. Devletin istediği amaca hizmet edecektir. Bu Alevilerin lehine mi, aleyhine midir? Bu ilk değildir. Bir çok farklı isimler kullanıldı. Dernekler kuruldu. Şunu söyleyebilirim: “40’ımız biriz. 40’ımızda birbirimizi çok iyi biliriz.”

“ALEVİLERİN GENEL MERKEZİNİN HEMEN DİBİNDE CAMİ YAPILMASI KABUL EDİLİR DEĞİL”

Süleymancılar tarikatı bünyesinde AABF’nin Köln’deki merkezi binasına 170 metre uzaklıktaki boş araziye 885 kişilik cami ve 222 kişilik öğrenci yurdu inşa ediliyor. Binanızın hemen yanıbaşına bu kadar büyük bir cami inşa edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Burada bir camii ve öğrenci yurdu yapacaklarını basından öğrendik. Sanki başka bir yer yokmuş gibi Avrupa Alevi hareketinin merkezine 100 metre uzakta olan bir arsanın verilmesi çok tesadüfi bir olay değil. Bununla ilgili kaygılarımızı bu ülkenin hükümetine, eyalet parlamentosuna ileteceğiz. Bu asla kabul edilir bir durum değil. Bunların yıllardır Alevileri inkar ettiklerini, dışladıklarını biliyoruz. Aynı sokağı paylaşacağız. Park etme konusunda bile neler yaşanabilir. Aynı sokakta yürüyen insanlar olacak. Çatışmanın olma ihtimalinin yüksek olduğu bir durum yaşanabilir. Türkiyeli iki zıt kurumun, Erdoğan’ın iktidara gelmesi ile birlikte kutuplaşmanın da zirve yaptığı, ajanın cirit attığı bir dönemde böyle bir kurumun Alevilerin genel merkezinin dibinde yapılması asla kabul edilir bir durum değil. Biz bunu iyi bir niyet olarak ta okumuyoruz. 23 Nisan’da Cumhurbaşkanı Steinmeyer’in sarayında bir araya geleceğiz. Ona da kaygılarımızı aktaracağız. Konut edinme hakkı var evet ama bu mevzu, bu durumla açıklanamaz. Biz burada çok kötü kokular duyuyoruz. Alman devletinin bir çözüm bulması lazım.

“KORKUTMAK SİNDİRMEK İSTİYORLAR”

Çatışmalar, tehdit demişken. Yakın bir geçmişte Almanya’nın değişik kentlerinde bulunan cemevlerine saldırılar gerçekleşti. Sizde gerekli yerlere şikayetinizi yaptınız. Hukuksal süreç nasıl işliyor?

Biz bu saldırılar ile ilgili yetkililerle görüştük. Kendilerine durumu anlattık. Onlar hukuki ve emniyet açısından her türlü çabayı göstereceklerini söylediler. Şu ana kadar herhangi bir cevap almadık. Bir belge, delil ortaya çıkmadı. Biz bu ülkede yaşıyoruz. Bu ülkenin bir hukuku, adaleti var. Hükümetin sorumlu olduğu bir devlet var. Alevilerin başına gelecek herhangi bir şey için uyarmamıza rağmen tedbir alınmaması durumunda, bir olumsuzluk yaşandığında sorumluluğun Alman devletinde olduğunu söyledik.

Bizde kendi tedbirlerimizi alıyoruz. Şu an soruşturmalar devam ediyor.

Biliyorsunuz Almanyalı Osmanlılar davası başladı. Bir çok suikast timinden bahsedildi. Bir çok kurumun ismi geçti. Bizim ismimiz de geçti. Bunlar sürpriz değil.

Bunların amacı korkutmak ve sindirmek.

“FARKLI DÜŞÜNCELERE RAĞMEN DAHA İYİ BİR SÜREÇTEYİZ”

Önemli bir konu daha . 21-22 Nisan tarihinde AABF 14. Olağan seçimli genel kurul yapılacak ve yeni bir yönetim seçilecek. Nasıl bir hazırlıkla gidiyorsunuz genel kurula?

AABF bünyesinde gençlik kolundan başlayarak her kademesinde yer aldım. 28 yıldır, 94 yılından itibaren federasyonun genel kurullarına katıldım. Daha olgun, daha içerikli tartışmaların olduğu, kurumumuzun hedefi, misyonu, birlik ve beraberliği ile ilgili ciddi bir hassasiyetin olduğu bir genel kurula gidiyoruz.

Dün bir çok konuda anlaşmazlıkların olduğu genel kurullar yaşanmış olsa da, bugün farklı düşüncelere rağmen daha iyi bir sürece girdiğimizi söyleyebilirim. Bünyemizde her türlü görüş var. Ama Avrupa’da çoğulcu yapılanmayı başardık.

Biz kapılarımızı herkese açtık, bugün onun meyvelerini topluyoruz. Alevilerin hak ve yaşam mücadelesinde bir araya gelebiliyoruz.

Biz bağımsız bir Alevi hareketi olduk. Hiçbir iradenin AABF’yi kontrol altına almasına müsaade etmedik. Örgütün en büyük hassasiyetlerinden biri de budur.

Kaç liste ile gidiyorsunuz genel kurula?

15 yıldır listeler hazırlanıyor. Bu dönem de listelerle gideceğiz. Şu an iki liste var. En az iki listenin hizmet yarışı vermesini değerli görüyorum. Şu an bölgelerimizi geziyoruz. Her iki tarafında adayları görüşlerini belirtiyor, sorulara yanıt veriyorlar. İki bölge toplantımız oldu. 2 bölge toplantımız daha olacak. Almanya’da 5 bölgede örgütlüyüz.

Aslında şunu söylemek isterim. Dün yaşanan tartışmalara baktığımızda sürekli çıtanın yükseldiğini görüyorsunuz. 94’lerde tartıştığımız konularla 2010’a kadar ve sonrası tartışmalara baktığımızda sürekli ilerleyen bir kurum haline dönüşmüşüz.

Elif SONZAMANCI/KÖLN


●Haber kaynağı için tıklayınız…Pirha.net


●Gazete Peyik haber sayfaları  için tıklayınız…


Yorumlar

Yorumlar (Yorum Yapılmamış)

Yazı hakkında görüşlerinizi belirtmek istermisiniz?

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

GAZETE PEYİK
Tema Tasarım | Osgaka.com